Önce bir soru, diyelim ki? seçim zamanı bir belediye başkanı
tekrar aday oldu. Seçim çalışmaları sırasında şehrin bütün
billboardlarını kendi partisinin afişleri ile donattı, ücretsiz
takvim, broşür, atkı'lar dağıttı kendisinin, partisinin
reklamını yaptı ve fakat bütün bunların parasını belediye
bütçesinden harcadı. Bu durumda aklınıza ilk gelen şey nedir?
- “Hangi parti yaptı acaba bunları?” Diyenler buradaki linkten devam edebilirler, yazının kalanını okumalarına gerek yok.
- “Vay namussuz! halkın parasını kendi çıkarları için nasıl kullanır?” Diyenler, bu yazı sizler için yazıldı.
Buyrun;
Kısa bir öykü ile başlayalım;
Belediye Başkan Adayının “Uçuracağız” Vaadi Pazarcı Esnafını Harekete Geçirdi.
“Bütün şehirleri uçuracağız” sloganı ile seçim
çalışmaları yapan Belediye Başkanı ve aynı zamanda yeni dönem
için belediye başkan adayı olan siyasetçi, Çarşamba pazarı
girişinde esnaf, tarafından kuştüyü kanatlarla karşılandı.
“Uçur Başkan” “Uçur Başkan” tezahüratları arsasında
pazar yerini gezen Belediye Başkanına esnaf tarafından kuştüyünden
yapılmış kanatlar hediye edildi.
Seçim sloganının halk arasında karşılık bulmasını sevinçle
karşılayan belediye başkanının “topuklu” yerine “spor”
ayakkabı ile Çarşamba pazarına gelmesi, “inerken daha rahat
olmak için mi acaba?” diye düşünülmesine sebep oldu ise de bir
süre sonra insanların kafasında acaba bu iş “danışıklı
döğüş mü?” gibi sorular uyanmasına sebep oldu. Buna rağmen
yaratılan “gerçeklik” duygusundan dolayı konunun üzerinde
fazlaca durulmadı.
Çarşamba pazarına takvim ve anahtarlık dağıtımı için gelen
belediye başkanı hem ücretsiz hediyelerini dağıttı hem de
vatandaş ile sohbet etti. “Beş yıldır belediye başkanısın,
bu kadar zamandır Aydın'ı niye uçurmadın bak yerinde duruyor!”
diyerek belediye başkanına laf atan bir vatandaş -ki muhalifler
tarafından satın alındığı söyleniyor- yardımcılarının
gayretleri ile uzaklaştırıldı.
Bu müdahale üzerine yakın çevresindekilere “Ayol kaç tane
belediye başkan yardımcısı, belediyeden memur uçurdum onlar
sayılmıyor mu?” diye soran Belediye Başkanı, “sayılmaz mı
başkanım sizden iyi uçuran yok vallahi” sözleri ile teskin
edildi. O sırada bir vatandaşın dağıtılan eşantiyonları
göstererek “Başkanım bu değirmenin suyu nerden geliyor?”
diye sorması üzerine Belediye Başkanı; “Merak etmeyin hepsi
kanunlara uygun Belediye bütçesinden buna kaynak ayırdık”
diye yanıt verdi.
Pazar alışverişi yapmakta olan bir teyze “ başkanım bizi
uçuracak” sloganlarını duyunca “yavrum ben uçmaktan
korkarım yürüsem olmaz mı?” şeklindeki sorusu ise
siyasiler tarafından tebessümle karşılandı.
Pazarın uzak bir yerinde “hamam yok hamam!?” diye bağıran
bir vatandaş ise “Memleketi Uçurmak” için hazırlanan gizli
projeyi ifşa ettiği ve “Devlete Ait Sırları Açığa
Çıkarttığı” için gözaltına alındığı bilgisi geldi ise
de bu haber bağımsız kaynaklarca doğrulanmadı...
“Uçur başkan” “uçur başkan” sloganlarını ortalığı
inletirken pazar yerinde alışveriş yapan vatandaşın birisi,
diğerine sordu “- aklıma takıldı; diyelim ki şehri uçurdu,
pekiii nereye konduracak!”
Merak etmeyin, buraya kadar yazdıklarım hayal ürünü bir öykü.
Aslında tam olarak “hayal ürünü” sayılmaz, bu öyküde iki
tane gerçek var, birincisi dağıtılan “eşantiyonlar”,
ikincisi ise bütün bunların “kanunlara uygun” olması
“maâlesef” gerçek.
Neden mi “maâlesef” anlatayım:
Önce şunu söylemek lâzım bir şeyin örneğin yapılan bir işin
“kanunlara uygun” olması onun her zaman “doğru” veya
“ahlâki” olduğu anlamına gelir mi?
Konuya bu açıdan bakmadığınız için kafanız mı karıştı,
Güzel! kafa karışıklığı iyidir.
Seçim Eşantiyonları Dağıtılırken, İlkeli Bir Duruş Olarak Bunları Red Etmek
Şimdi, önce eşantiyonlar konusunda birkaç sözüm var, kişisel
olarak siyasilerden bu tür hediyeleri kabul etmem, bu konuda
prensiplerim vardır, örneğin seçimden önce ki günlerde bir
siyasi partinin tanıtım broşürü için kapımı çaldılar genç
bir kız bana bir broşür ve bir zarf uzattı. Broşür, Söke
Belediye Başkanı adayı olan siyasetçinin tanıtımı için,
diğeri ise büyükşehir belediye başkan adayı olan kişinin
tanıtım broşürü sanıyorum, “sanıyorum” dememde ki sebep
büyükşehir belediye başkan adayının isminin yazılı olduğu
ağzı kapalı bir zarfın bana uzatılmış olması. Üzerinde isim
yok adres yok sadece ağzı kapatılmış bir zarf. Tanıtım yapan
genç kız bunu bana uzatıyor “nedir bu?” diye sorduğumda
“tanıtım broşürü” diye cevap verdi “peki neden kapalı bir
zarf dedim”, “önemli değil açabilirsiniz” diye cevap verdi.
Ama bu cevap beni ikna etmedi “teşekkür ederim ben siyasilerden
kapalı bir zarf kabul etmiyorum” diyerek zarfı elime almadan geri
çevirdim. Seçim harcamalarının şeffaf olmasını savunan biri
olarak bu türden kurallarım vardır. Gelelim eşantiyonlara;
Bu Değirmenin Suyu Nereden Geliyor?
Bildiğiniz gibi ülkemizde seçim harcamalarının şeffaf olması
ile ilgili bir düzenleme yok, her seçim döneminde hemen herkes
söyler, gazeteciler tarafından yazılır, seçime girme
masraflarının çok fazla olduğu, bu giderlerin mutlaka
belgelenmesi gerektiği ve hatta sınırlandırılması gerektiği
yazılır ama seçimlerden sonra bu konu unutulur. ben de bu konular
da (mal beyanının açıklanması ve seçim harcamalarının şeffaf
olması üzerine) yazılar yazmıştım (buradan
okuyabilirsiniz). Harcamaların şeffaflığı konusunda yasal
bir düzenleme olmayınca bu da her seçimde birçok iddiayı gündeme
getiriyor. Ancak benim aşağıda yazdığım bu satırlar iddia
değil, belgelere dayalı gerçekler.
2013 yılı Kasım ayında Aydın Belediye Meclisinde 2014 yılı
gelir-gider ücret tarifesi, performans -kısaca bütçe- görüşmesi
yapıldı basından izlediğim kadarı ile bütçe de toplama
hataları gibi pekçok hatalar olduğu gibi, bütçenin kabul
edildiği bile şüpheli -ki bu günlerde konu yargıda devam ediyor-
ama bütün bunların haricinde bir konu var ki bir vatandaş olarak
benim çok ilgimi çekti o da şu:
Belediye’de dağıtılan Performans Programı’nın 31. sayfasında
yazılanlara göre “Özel gün ve kutlamalarla ilgili program
hazırlanması, protokol düzeni belirlenmesi, günün anlam ve
önemine paralel hediye verilmesi, ödül dağıtılması harcaması”
ile ilgili bölüm. Bütçe de bu paranın nereye harcanacağı
bölümün başlığından anlaşılıyor zaten açıklamaya gerek
yok fakat yazımın konusu bu paranın miktarı, gazetelerden okumaya
devam edelim:
“Aydın Belediye Başkanlığı iki ayrı harcama kaleminde yer
alan bilgilere göre, 2012 ve 2013 yılında toplam 679 bin 54 TL
ödül ve hediye dağıtarak vatandaşın gönlünü almaya çalıştı.
2014 yılında ise aynı harcama kalemleri kapsamında 2 milyon 434
bin 780 TL harcama hedeflendiği belirtildi.”
2014 için öngörülen rakam eski parayla yaklaşık olarak ikibuçuk
trilyon lira. Yani aydın belediyesi bu yıl içerisinde hediye
olarak dağıtmak üzere bütçeye iki buçuk trilyon türk lirası
koymuş ve bu rakam geçtiğimiz iki yılın toplamından ikibuçuk
kat fazla.
Şimdi diyebilirsiniz ki -ne olmuş yani Aydının tanıtımı için
fazla para harcanmasının neresi kötü?
Elbetteki kötü değil ama burada bir ayrıntı var ki o da şu; bu
para bütçede yazılan amaçlar için yapılır ise, bunu pekçok
insan kabul edebilir; kimisi, çok bulur, gereksiz bulur ama fazla
bir itiraz olmaz, peki ya amacı dışında kullanılırsa?
Şöyle söyleyeyim; şimdi, diyelim ki siz A veya B partisini
tutuyorsunuz belediye başkanı ise C partisinden, seçimler
yaklaşırken belediye başkanı seçimlerde yeniden aday oluyor ve
kendisini tanıtmak amacı ile gazetelere, bilbordlara tam sayfa
ilanlar veriyor, çarşı da pazar da takvim, tişört saat dağıtıyor
bütün bunları yaparken de örneğin gazete ilanlarının tam
altına çok küçük harflerle şöyle bir yazı yazıyor “bu ilan
aydın belediyesinin tanıtım çalışmaları için verilmiştir.”
bunun anlamı “yani! bu paralar belediye bütçesinden ödeniyor”
demektir.
Evet, görüldüğü gibi vatandaşın su, emlak, çevre temizlik vs.
adı altında ödediği vergiler bir belediye başkan adayının
seçim harcamalarının kaynağını teşkil ediyor. Bu belediye
başkanı bu konuda meclisten karar çıkarttığı için (AKP ve
MHP'li meclis üyeleri çekimser oy verdiler, belirteyim) yaptığı
bütün harcamalar “kanunlara uygun gibi” peki ama
insanların şehre hizmet getirmesi için ödediği vergileri kendi
seçim harcaması için kullanması “Ahlâki” mi derseniz, Hayır,
yapılan bu işlem en hafif deyimi ile tamamen “Gayri Ahlâki”
Hem de evrensel hukuk ilkelerine aykırı, evet yanlış okumadınız
hukukun evrensel ilkelerine uymayan eylemler “belediye meclisinden
karar çıkarmak” suretiyle örtbas veya göz ardı ediliyor.(1)
Yukarıdaki soruyu burada tekrar sormak gerekirse;
Yapılan bir işin; “ kanunlara uydurulmuş olması onun her
zaman “doğru” veya “ahlâki” olduğu anlamına gelir mi?”
Sanırım artık cevabı biliyorsunuz...
Türkiye, Bir “Muz Cumhuriyeti” Oldu...
Şimdi aklınıza şöyle bir soru gelebilir, senin bu yazdıklarını,
gazetelerden okuduklarını, bu kentin yöneticileri veya yasa
uygulayıcıları okumuyorlar mı? derseniz, herhalde okumuyorlar
derim, çünkü yapılan işe her ne kadar bir kılıf uydurulsa
bile, halktan toplanan vergilerin kişisel menfaatler için
kullanılması yine de bir suç, ama bu bir “sonuç” oluşturuyor
mu derseniz hayır! burası bir Muz Cumhuriyeti olduğu için,
yapanın yanına kâr kalıyor. Peki sen niye yazıyorsun bütün
bunları diye ikinci bir soru sorarsanız derim ki: Bir gün, bu
Muz Cumhuriyeti biter ve gerçekten demokratik bir cumhuriyet kurulur
da bütün bu yapılanlardan, yetim hakkı yiyenlerden, yetim hakkı
yenilirken, seyredenlerden hesap sorulur diye tarihe not düşüyorum.
Okuduğunu
Anlayamayanlar İle Anlamak İstemeyenlere Notlar:
- Bu yazıdan “şu parti çalıyor, bu parti çalıyor biz de yapmışız çok mu?” Gibi bir sonuç çıkarılamaz. Bu satırların yazarı hırsızlığın her türlüsüne karşıdır hangi kişi, kurum veya parti yaparsa yapsın “ilkeli” bir duruş olarak hepsine karşı çıkar.
- Bu satırların yazarı başkasının yaptığı hırsızlığı görüp kendi partisinden yapanları görmeyenleri “ilkeli” bulmadığı gibi “samimi” de bulmaz. Bu tür “hırsızları aklama” anlamına gelen yaklaşımları kendince iki nedene bağlar; birincisi kendi tuttuğu partideki “hırsızlığı” görmeyen muhtemelen yapılan hırsızlığa ortaktır, onun için görmemektedir ya da “bir gün ben de hırsızlıktan pay alırım” diyerek, kendini “ahlâki” olarak “hırsızlığa” hazırlamak için hırsızları savunmaktadır? -ki bu da ikincisi oluyor.- ya da şöyle düşünün komşunuzun evine hırsız girdiğini duyduğunuzda siz, evin içinde göbek atmazsınız herhalde...(atarmısınız?)
- Her ne kadar çok söylendiği için anlamı yitirmiş gibi görünse de, bu satırların yazarı, evrensel bir gerçek olan “yetim hakkı”na, onun korunması ve suistimal edenlerden “kanunlar çerçevesinde hesap sorulması” gerektiğine inanır.
Meraklısına
notlar;
- Evrensel hukuk ilkelerine uygun olmayan ama kanunlara uygun yapılan işlerin tarihçesi İttihat ve Terakkinin kurucusu Enver Paşaya kadar gider, 1914 yılında Harbiye Nazırı (şimdiki karşılığı Savunma Bakanı TD.) olan Enver Paşa anılarında şöyle yazar “biz de (Harbiye Nezaretinde TD.) yapılan her iş kanunlara uygundur. Şöyle ki bir iş yapacağımız zaman onunla ilgili kanun var mı? diye bakıyoruz, eğer yoksa, önce kanunu çıkarıyoruz sonra o işi yapıyoruz.” diyerek Osmanlıdan bugüne İttihatçı devlet tarafından devam ettirilen bu çarpık zihniyetteki “geleneği” başlatmıştır. (-ki bugün de bu zihniyet “devlet” tarafından devam ettirilmektedir.) Ve tabi unutmamak lazım bir şeyin tarihsel dayanağı olması onun “doğru” olduğu anlamına gelmez, hırsızlık da insanlık tarihi kadar eski ama günümüzde hırsızlık yapan yine de “suçlu” oluyor. (evrensel hukuk)
- Sayıştayın Aydın Belediyesi hakkında hazırladığı 2012 Yılı Denetim Raporunu indirmek için Tıklayınız
İlgili
Yazılar:
Meraklısına
Başka'ca Yazılar;
Aydın
Belediyesi Bütçe Hesap Hatası: aydindenge.com.tr/butce-krizi
Aydın
Belediyesindeki Yolsuzluk İddiaları:
www.aydinilkhaber.com/chp-genel-merkezi
Aydın
Halkının Çarçur Edilen Paraları: aydinozel.com/haberdetay
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder